Corona Virüsü (Koronavirüs) ile İlgili Alınan Tedbirlere Uymamak Suç Mu?

TCK Yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitabının "Topluma Karşı Suçlar" başıklı Üçüncü Kısmının "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" başlıklı Üçüncü bölümünde, Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma başlığı altındaki 195. maddesi hükmüne göre; "Bulaşıcı hastalıklardan birine yakalanmış veya bu hastalıklardan ölmüş kimsenin bulunduğu yerin karantina altına alınmasına dair yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymayan kişi, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." Yasa metnine göre suç oluşturan eylem "yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymamak"tır. Yetkili makam, Cumhurbaşkanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi hükümet organlarından biri olabileceği gibi idare teşkilatı içindeki kamu kurumları veya adli makamlar dahi olabilir. Ayırt edici unsur, madde metnindeki "karantina" ifadesidir. Kanun koyucu karantina kurallarına uymamayı kamu sağlığına karşı bir suç olarak görmüş ve cezai yaptırıma bağlamıştır. Bu şekilde...

Detaylar

İşyerinden Bilgi Sızdırma Cezası

İşçinin "işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması" İş Kanunu Md. 25. II. e) hükmüne göre bildirimsiz haklı fesih nedeni oluşturur. Yasada yer alan ve derhal fesih yaptırımına bağlı haller yazılanlarla sınırlı değildir. Ancak yasada " işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak" gibi açıkça zikredilmeyen bir fesih nedeninin doğruluk ve bağlılığa uymayan " davranışlardan" birini oluşturup oluşturmadığı hususunda uyuşmazlığı inceleyen hakim takdir yetkisini kullanarak karar verecektir. Şirket bilgilerini sızdırma nedeniyle İş Kanunu dışında kalan başka kanunlara göre sorumluluk doğar mı? İşyerinden sızdırılan bilginin niteliği  ve özel önemi de dikkate alındığında, aynı zamanda haksız eylem oluşturan davranış neticesinde somut bir zarar doğduysa  fesih dışında, ayrıca maddi (ver yerine göre manevi) zararların...

Detaylar

Tam Yargı Davasından Ne Anlamalıyız?

İdare deyince aklımıza bir kurum veya kuruluşun yönetildiği makam veya yer gelir. İdareler tarafından yürütülen birçok iş ve eylem mevcuttur. İdare tarafından yürütülen iş ve eylemler nedeniyle kişilerin uğramış oldukları maddi veya manevi zararı tazmin etmek amacıyla açtıkları dava türüne “Tam Yargı Davası” denir. Tam yargı davası idare aleyhine açılır. Özel hukukta belirtilen alacak veya tazminat davasına benzer bir davadır. Tam yargı davası alacak tazmini amacıyla açılmışsa, idare tarafından yapılan iş veya eylemin iptali davası ile birlikte de açılabilir veya önce iptal davası, daha sonra da idareye tazminat davası açılabilir. Tam Yargı Davasına Bakmakla Yükümlü Mahkemeler Hangileridir? Ülkemizde yargı sistemine göre, davalar öncelikle ilk derece mahkemelerde açılır. Bu mahkemelerin kararı sonrasında İstinaf ve temyiz mahkemeleri davaları yürütür. Tam yargı davalarında...

Detaylar

Vergi Mahkemesi Görev Ve Yetki Alanları Nelerdir?

Kişilerin ve kurumların ödemekle yükümlü oldukları vergiler, harçlar ve vergi daireleriyle olan tüm uyuşmazlıkları konusunda görevlendirilen mahkeme, vergi mahkemesi olmaktadır. İptal ve tam yargı davalarının tümüne bakmakla olan vergi mahkemelerinin görevi İdari Yargılama Usulü Kanunun 1. maddesinde düzenlenmiştir. Yasalara göre vergi mahkemelerinin görevini kapsadığı alanlar itibariyle özel mahkemeler olarak kabul edilmesini sağlamıştır. Ayrıca vergi mahkemeleri ilk derece mahkeme statüsünde yer almaktadır. Genel görevli mahkemeler olarak işleyen idare mahkemeleri genel görevli mahkemelerdir. O yüzden vergi mahkemesinin idari davalara bakması yargı usulüne göre uyuşmazlığa sebep olacaktır. Mali konularda benzerlik gösteren davalarda başvuru sırasında yapılan hatalar, bu uyuşmazlığa sebep olmaktadır. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında kanunun "Genel Mahkemeler"de görüleceğini bildirdiği bazı davaların Asliye Hukuk Mahkemelerinde görüldüğünü de unutmamak gerek. Vergi mahkemeleri özel mahkemeler...

Detaylar

Vergi Mahkemesi Ne Demektir?

Devletin ve yerel yönetimlerin kamu hizmetlerinde harcanması şartıyla, doğrudan veya dolaylı yoldan vatandaşlardan ve kurumlardan topladığı paraya vergi denir. Devletin topladığı vergi ve cezalara ilişkin olarak açılan iptal veya tam yargı davalarına bakmakla görevli idari mahkemeler İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince vergi mahkemesi olarak isimlendirirler. Vergi mahkemeleri ilk derece mahkemedir. Vergi mahkemesi kanunda açıkça yetki verilmediği sürece idari davalara bakamaz. Vergi mahkemeleri 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri, Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun ile teşkil edilmiştir. Mahkemelerin bölgesel anlamda sorumluluk alanını Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler Vergi mahkemelerin almış olduğu kararların istinaf mahkemesi Bölge İdare Mahkemesi, temyiz mahkemesi ise Danıştay’dır. Vergi Mahkemeleri Hangi Davalara Bakar? Vergi mahkemesi görevi nedir? Diye soracak olursak, vergi mahkemesi görevi vergi,...

Detaylar

Vergi Ve İdare Hukuku Davalarının İçerikleri

Vergi ve idare hukuku sahip oldukları ve işledikleri alanlara göre bir birinden ayrı iki hukuk alanıdır. Her ikisi de taraflarından biri kamu olan dava konularıyla ilgilenmektedir. Fakat bir birlerinden ayırt edici belirgin özellikleri bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi, vergi hukuku ekonomik konuları işlemektedir, idare hukuku ise idarenin kuruluşunu, işleyişini ve eylemlerini içerisinde bulundurmaktadır. Kamu idareleri ve eylem biçimleriyle ilgili açılan davalarda uyuşmazlıkların yaşanmasının en büyük sebebi, bu konu hakkında yetersiz bilgi sahibi olmaktır. Vergi Hukuku Nedir? Vergi hukukunun amacı, devletin vergi tahsilatı gibi bizzat kendisiyle ilgili konuları hukuki mercek altında incelemesidir. Verginin ve vergi hukukunun temelinde vergiyi ortaya çıkaran olay, yani gelir ve kazanç vardır. Bundan sonra, tarh, tebliğ ve tahsil gibi aşamalar uygulanmaya başlar. Verginin tarhı (yani tarhiyat), vergi ödemesinin...

Detaylar

Özel Hukuk Avukatları Ve Görevleri

Türkiye'de hukuk alanında her hangi bir mesleki branşlaşma durumu resmi olarak söz konusu değildir. Mesleki anlamda uzlaşma olayı yılların verdiği tecrübelerle sağlanmaktadır. Bu kapsamda hukuk fakültesinden mezun herkes özel avukatlık yapabilmektedir. Uzmanlık alanı ne olursa olsun hukuksal anlamda bir kişi tarafından tutulan avukatlar özel avukat statüsünde yer almaktadır. Hukuk içerdiği konular itibariyle çok geniş bir alana sahiptir. Bu yüzden özel hukuk içerisinde ki avukatlık alanı da yasaların izin verdiğince geniş bir alana hitap etmektedir. Yani emlak sektöründe avukatlık yapan bir kişi de, medeni hukuk alanında uzmanlaşmış kişi de özel hukuk avukatı olmaktadır. O yüzden tercih edilen özel avukatların uzmanlık alanları, tecrübe edindikleri alana göre belirlenip seçilmelidir. Hukukta Avukatların Uzmanlaşması Neye Göre Belirlenmektedir?  Avukatların uzmanlıkları mesleki tecrübe ile ölçülmektedir. Tek bir...

Detaylar

Özel Hukukta Avukat

Avukatların en önemli görevi savunma yapmaktır. Müvekkilini en doğru şekilde savunarak hakkını gözetmek mesleğin gereğidir. Avukatlar kişilerin hak kayıpları yaşamasını önlemektedir. Özel hukuk ve kamu hukuku ayrımı gereğince özel hukuk avukatları ve ceza avukatları bulunur. Ülkemizde avukatların uzmanlaşmasına yönelik bir ayrım olmamakla birlikte temel olarak bakılan davalar belirleyici olur. Ceza davalarına bakan avukatlar kamu hukukunun çeşitlerinden biri olan ceza hukuku alanıyla özdeşleşmiştir. Özel hukuk avukatı ise birden çok alanda faaliyet gösterir. Kendine has alt başlıkları olan özel hukukta avukatlar ilgi alanlarına göre mesleki pratiğe sahip olur. Sözleşmelerde Avukat Sözleşme avukatları sözleşme ilişki içerisindeki uyuşmazlıklarda tarafların iradesine yönelik araştırma yapar. Bir sözleşmenin sağlıklı şekilde kurulabilmesi için tarafların hak ve borçları belirlenir. Sözleşmenin kuruluş aşamasından geldiği son noktaya kadar tarafların davranışları ve...

Detaylar

Velayet Ne Zaman Babaya Verilir?

Bazı evlilikler bazı sebeplerden dolayı bitebilmektedir. Bu durumda açılan boşanma davasında çocukların kime verileceği tamamen hakimin takdir yetkisine bağlıdır. Hakimin kararına göre çocuğun tüm haklarının, yaşamının devam ettirilmesinin, korunmasının ve kollanmasının yani çocukla ilgili bütün hakların verilmesine velayet denilmektedir. Velayetin anneye mi babaya mı verileceği şu durumlara göre belirlenir: -İlk olarak çocuğun yaşı -Anne ve babanın maddi durumu -Anne ve babanın psikolojik durumu -Anne ve babanın yaşam şekli -Büyük yaşlardaki çocuğun fikri Yukarıda sayılmış olan durumlar hakim tarafından değerlendirilerek karar verilir. Ayrıca çocuğun yanında bir pedagog mahkemede bulundurulur ve gözlemleri ile çocuğun durumunu test eder. Fikirlerini mahkemede belirterek hakimin kararında etkili olmaktadır. Velayetin verildiği kişi çocuğun bütün haklarına sahip olur. Velayetin verilmediği diğer kişinin ise çocukla iletişimi kesilmemesi için belirli...

Detaylar

Boşanmada Erkek Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Boşanma davaları sonrası açılan velayet davaları çocuğun hangi tarafa verileceği kararının verildiği önemli davalardır. Boşanma davalarına oranla çok daha önemli olan bu davada çocuğun büyüme sürecinde kimin yanında olacağına karar verilecektir. Velayetin kime verileceği durumu noktasında birçok etken göz önüne alınmakta ve o doğrultuda bir karar verilmektedir. Halk arasında yaygın olarak yer alan yanlış düşüncelerden biride kız çocuğunun anneye ve erkek çocuğunun da babaya verileceği düşüncesidir. Son derece gerçek dışı olan bu düşüncenin uygulamaya geçirilmesi ihtimaller dahilinde değildir. Velayet davalarında dikkate alınan nokta çocuğun cinsiyeti değil yaşı ve düşünceleridir. Bu sebeple erkek çocuklarının velayetinde de bu etkenler göz önüne alınacak ve karar ona göre verilecektir. Erkek çocuk velayetlerinin direk olarak babaya verilmesi söz konusu değildir. Çocuk küçükse kız ya da...

Detaylar