Hukuk Sigortası Ve Sigorta Davaları

Hukuksal anlamda sigorta ile ilgili meselelerde uzman avukatlarla çalışmak her zaman için büyük avantaj sağlamaktadır. Genel olarak özel bir uzmanlık alanı ile mezun olmayan avukatlar, farklı alanlarda edindikleri mesleki tecrübelerini belli alanlara odaklamaktadır.  BT Hukuk Bürosu, sigorta şirketleri ile ilgili yaşanan hukuksal sorunları tam etkili olarak çözümlemeye yarayan bir kadroya sahiptir. Tüzel kişilerin veya gerçek şahısların, sağlık, emeklilik, hayat, iş veya hukuk sigortaları ile ilgili davalarının etkili ve tatmin edici çözümü mümkün. Bu davaların konusu Türk ticaret kanunu ve sigorta kanununa göre değerlendirilmektedir. Ayrıca dernekler veya anonim şirketlerinin iç tüzük yapısı veya yönetmelikleri de sigorta davalarında yer edinmektedir. Bu davalar arasında özellikle hukuk sigortasının alanında yaşanılan haksızlıkların eksiksiz giderilmesi hayati önem taşımaktadır. Hukuk Sigortası Nedir?  Hukuk sigortası yaptıran kişi, gündelik hayatında...

Detaylar

Vergi Hatasının Düzeltilmesi

Vergi hatası, vergiye dair hesaplarda ya da vergilendirme işinde yapılan hatalar nedeniyle, haksız yere fazla ya da eksik vergi istenmesi ya da alınmasıdır. Vergi hatasının giderilmesi ise, yargı yoluna gidilmeden vergi hatalarının mükellefin başvurusu üzerine ya da kendiliğinden vergi dairesinin idari bir şekilde gidermesidir. Vergi Hataları Nelerdir? Kanuna göre vergi hataları ikiye ayrılır: -Hesap hataları, -Vergilendirme hataları. Vergi Hukukunda Hesap Hataları Nelerdir? Hesap hataları, vergi miktarıyla ilgili maddi hatalardır. Hesap hatalarının hepsi yargı yoluna başvurulması gerekmeden idari yollarla düzeltilebilmektedir. Vergi miktarına dair hesap hataları şöyledir: Matrah Hataları: Matrah, ödenmesinin gerektiği vergi miktarının belirlenmesini sağlayan miktardır. Bu miktara belli bir oranda vergilendirme oranı yapılarak ödenecek olan vergi adedi hesaplanır. Bu matrahın yanlış tespiti durumunda ödenecek vergi miktarı da değişkenlik gösterecektir. Matrahın...

Detaylar

İdare Mahkemesi Ve İdari Davalar

İdare Mahkemesi, idari hukuka uygun olmadan yapılan işlemler durumunda açılan davalara bakan ilk derece mahkemesi olmaktadır. İdari hukuka uygun olmayan işlemler, İdari Yargılama Usulü Kanuna göre belirlenmiş ve İdare Mahkemeleri bu konu üzerine görevlendirilmiştir. İdare mahkemelerinin 2576 sayılı kanuna göre kanuna göre kuruluşu ve görevleri belirlenmiştir. Ayrıca istinaf ve temyiz ile kanun yolunda incelenmesi gereken davalarda idare mahkemesi görevlendirilmektedir. Bu kapsamda idare mahkemesi  ve vergi mahkemesi konularında ilk derece mahkemesi olmaktadır. İstinaf edilen davanın incelenmesi ve kararı bölge idare mahkemesi bakmaktadır. Temyiz yoluyla itiraz edilen veya bazı idari konulardaki davalarda ise Danıştay kanun yoluyla ilk derece mahkemesi kabul edilmektedir. İdare Mahkemesinin Yargılama Usulü Nasıl İşlemektedir? İdare mahkemesi kanunlara ve kurallara göre yargılama süreci gerçekleştirmektedir. Eylemlilik ile değil yazılı evraklar üzerinden...

Detaylar

Trafik Kazası Avukatı

Bir trafik kazası nedeniyle mağdur olmuşsanız, nitelikli bir avukatın yardımı ile trafik kazası için tazminat alma hakkınız olabilir. Kaza mağdurları haklarının bilincinde olmadığından sigorta şirketlerinin kendilerine ödediği minimum tazminat tutarına razı olmaktadır. Trafik kazası avukatı sizin için neler yapabilir. Trafik kazası tazminatı alabilmek için, yaralanma sayısı ve eğer varsa geçici veya kalıcı iş göremezlik (sakatlık) puanları belirlenmelidir. Trafik kazalarında uzmanlaşmış bir avukat, engellilik seviyenizi kısa, yüksek bir puanla almak ve doğru yasalara göre almak konusunda etkili olmalıdır. Geçersizlik, yaralanma skorları ve hesaplamalar trafik kazası tazminatının miktarı ve süresindeki önemli faktörlerdir. Trafik kazalarında tazminat almak için, tazminat miktarını doğru belirlemek için doğru hesaplama yöntemini kullanmak çok önemlidir. Nitelikli bir trafik kazası avukatı bu hesaplamayı tüm giriş ve çıkışlarıyla bilmelidir. Aksi takdirde,...

Detaylar

Nafaka Davası Ve Nafaka Çeşitleri

Nafaka, Türk Dil Kurumu Sözlüğü'nde, "Geçinmek için gerekli olan şeylerin bütünü, geçimlik" şeklinde tanımlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda dört çeşit nafaka düzenlenmiştir. Bunlar; - Tedbir Nafakası - İştirak Nafakası, - Yoksulluk Nafakası ve - Yardım Nafakası'dır. Tedbir Nafakası Boşanma davasının açılmasından önce veya açılmasından sonra herhangi bir eşin veya ergin durumda bulunmayan çocukların geçinebilmesini sağlayacak bir tutar üzerinde hükmedilen bir nafaka türüdür. Boşanma davası kesinleşmeden önce açılan tedbir nafakası davasında, mahkeme, yeni bir karara varana kadar devam eder. Bu doğrultuda verilen bir karar koşulların değişmesi ile eşlerden birinin açacağı uyarlama davası ile mahkeme tarafından nafaka tutarı artırılabilir, azaltılabilir veya tamamen ortadan kaldırılabilir. Boşanma davası kesinleştikten sonra ise tedbir nafakası tamamen ortadan kalkabileceği gibi yoksulluk ve iştirak nafakası şeklinde de...

Detaylar

Velayet Davası Ve Velayetin Değiştirilmesi / İptali

Velayet Davası Nedir?  Reşit olmayan bir çocuk, ana ve babasının velayeti altındadır. Herhangi yasal bir sebep olmadıkça velayet, anadan ve babadan alınamaz. Hâkim, bir vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanmış ergin çocuklar da; ananın, babanın velayeti altında olurlar. Velayet davası; çocuğun velayeti kendisinde olmayan eşin, öbür eşe karşı açtığı bir aile hukuku davasıdır. Velayet davaları, her zaman aile mahkemesinde açılmaktadır. Türk Medeni Kanunu’na göre velayet; çocukların bakım, eğitim, öğretim, korunma ile temsil görevlerini kapsar. Ana ve babanın hak ve ödevleri; çocuklarına bakmak, gözetmek, yaşamsal ihtiyaçları sağlamak; yetiştirilmelerini ve eğitim ihtiyaçlarını yerine getirmektir. Dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, ahlâk sahibi, çalışkan ve bilinçli bir insan olarak yetiştirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Velayetin kaldırılması ile değiştirilmesi şartları gerçekleşmedikçe, ananın ve babanın velayet görevlerine müdahale olunamaz. Boşanma durumunda...

Detaylar

İsim Değiştirme Veya Soyadı Değişikliğinin Hukuki Niteliği

Kişi varlığı hakkı kapsamında isim ya da soyadı değiştirme başvurusunda bulunulabilmektedir. Toplum içinde ve yasal işlemlerde kullanılması sebebi ile de bu değişiklik bazı prosedürlere tabii tutulmaktadır. Öncelikle bu davanın açılmasında haklı bir sebep aranmaktadır. İsim ve soyadı değiştirme davaları oldukça hızlı ilerleyen bir süreci kapsamaktadır. Davanın açılması ve seyri için gerekli işlemler doğru yapıldığı taktirde dava birkaç celsede sonuçlanmaktadır. Buna göre, dava sonucu en geç ikinci celsede ilam edilmektedir. Bu da 3 ay ile 5 ay arasında geçen bir mahkeme sürecini kapsamaktadır. Davanın Açılması İçin Kabul Gören Sebepler Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca isim ve soyadı değişim davası haklı sebeplere dayandırılarak açılmak zorundadır. Burada mahkeme tarafınca kabul görünene haklı dava sebepleri ise oldukça geniş bir yelpazeyi barındırmaktadır. Kişinin ruhsal...

Detaylar

Vesayet Nedir? Vasi Atanması Ve Vesayet Davası

Vesayet, bazı reşit bireylerin veya velayet altında olmayan küçüklerin kişisel ve maddi menfaatlerini korumak için Medeni Kanun ile düzenlenmiş bir hukuk kurumudur. Vesayet altına alınma durumu bazen kanuni bir zorunluluktan gerçekleşir, bazense bireyin kendisi mahkemeden talep edebilir. Vesayeti Gerektiren Haller Nelerdir? Medeni Kanun’a Göre Vesayet Gerektiren Durumlar: Kısıtlanma Küçük yaş Hapis cezası alınması Kişinin kendi isteğiyle talep etmiş olması. Yaş Küçüklüğü Nedeniyle Vesayet Velâyet altında olmadığı durumunda 18 yaşından küçük her çocuk vesayet altına alınır. Kısıtlanma Nedeniyle Vesayet I. Akıl zayıflığı ya da hastalığı nedeniyle olan vesayet. Akıl zayıflığı ya da hastalığı nedeniyle işlerini yapamayan veya bakımı için sürekli başkalarına ihtiyacı olan, yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye atan her ergin kısıtlanır. II. Savurganlık, madde bağımlılığı, iyi olmayan hayat...

Detaylar

Yasal Mirasçılık Nedir?

Yasal Mirasçılık Hayatını kaybetmiş bir kişinin mirasında hakkı olan kişiye yasal mirasçı denilmektedir. Ayrıca yasal mirasçı dışında, hayatını kaybetmiş kişi mirasının tamamını ya da bir kısmını soyundan gelmemiş bir kişiye de bırakabilir. Bu tarz mirasçıya ise atanmış mirasçı denir. Her ikisi de Türk Medeni kanununa göre yasa halinde mevcut bulunmaktadır ve haktır. Türk Medeni Kanun'un 495 ve 501'inci maddelerinde açık olarak bu durumlar belirtilmiştir. Kanun'a göre yasal mirasçı, miras bırakan kişi ile kan bağı olan, alt soyunda yer alan, evlatlığı ve eşini kapsamaktadır. Atanmış mirasçı ise yine Türk Medeni Kanun'un 495 ve 501'inci maddelerinde belirtildiği üzere, miras bırakan kişinin kendi hür iradesi ile belirlediği kişi veya kişileri kapsamaktadır. Miras'ta Mal Paylaşımı Nasıl Belirlenmektedir? Medeni Hukuka göre mal paylaşımı sırasında yasal...

Detaylar

Muvazaa Ve Mirastan Mal Kaçırma Nedir?

Muvazaa Nedir?  Muvazaa, kişilerin üçüncü kişileri aldatmak ve yanıltmak amacı ile; sözleşme yapma konusunda anlaşmalarıdır. Taraflar; gerçek iradelerine uymayan, görünüşte geçerli olmasına rağmen, aralarında hüküm ifade etmeyen bir sözleşme yapar. Mesela, mirastan mal kaçırmak; muvazaa işlemlerine dahil olabilmektedir. Kişi sahip olduğu taşınmazları, üçüncü kişilere satış yoluyla  tapuda devreden miras bırakan; muvazaalı bir işlem yapmış olur. Çünkü tarafların görünürde yaptığı satış işleminin asıl amacı, mirastan mal kaçırma işlemidir. Bu sebeple; görünüşte yapılan satış işlemi de, tarafların aralarında gizli olarak yaptıkları sözleşme de; geçersizdir. Muvazaa şartlarının tam olarak gerçekleşmesi için, aşağıda açıklanan üç koşulun bir arada bulunması gerekmektedir: - Tarafların gerçek amaçlarıyla yaptıkları işlemler arasında, bilerek ve de isteyerek yapılan bir uyumsuzluk olmalıdır. - Üçüncü kişileri aldatma amacı olmalıdır. - Tarafların muvazaalı işlem yapma konusunda, kendi...

Detaylar