KGF Kredi Borçlarında Yeniden Yapılandırma İmkanı

30.09.2019 tarihi itibariyle 711.928 ticari işletmenin kullandığı 340 milyarı hazine destekli 390 milyarı aşan kredi tutarına ilişkin olarak 10.10.2018 tarih ve 162 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümleri gereği banka ve finans kurumlarının yeniden yapılandırma imkanı tanımadan kredi tazmin talebinde bulunamayacağı hükme bağlanmıştır. Kararnamenin 2. maddesiyle KREDİ GARANTİ KURUMLARINA SAĞLANAN HAZİNE DESTEĞİNE İLİŞKİN BAKANLAR KURULU KARARI'nın 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Kredi veren tarafından tazmin talebinde bulunulmadan önce, yararlanıcıya Kararın 4 üncü maddesi ile hüküm altına alınan yapılandırma kapsamında veya 15/8/2018 tarihli ve 30510 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelik kapsamında yapılandırma imkanı tanınmış olması gerekir.” Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelik-(15/08/2018) Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmelik-(12/09/2019)...

Detaylar

Tasarrufun İptali ve Muvazaa Davaları Arasındaki Farklar

İcra ve İflas Kanununun 277 vd. maddeleri ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 24. maddesine göre açılan İptal davaları ile Borçlar Kanununun 19. Maddesi hükmüne göre açılan Muvazaa Nedenine dayalı Tapu İptal ve Tescil Davaları birbirinden farklıdır. Uygulamada sıklıkla bu iki tip davanın birbirine karıştırıldığı görülmektedir. Oysa ki bu iki dava türünün koşulları, nitelikleri, hüküm ve sonuçları çok farklıdır. İcra ve İflas Kanununun 277 vd. maddelerinde düzenlenen “Tasarrufun İptali Davaları” ile Borçlar Kanununun 19. Maddesine (Eski Borçlar Kanunu Madde 18) göre açılan Muvazaaya Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davaları arasındaki farklılıklar aşağıdaki şekilde sıralanabilir: Muvazaa davası geçersiz sözleşmelere karşı açıldığı halde İcra İflas Kanununun 277. ve devamı, 6183 sayılı Kanunun 24. maddesine göre açılan davalara konu sözleşmeler...

Detaylar

Hacizde İstihkak İddiası

HACİZDE İSTİHKAK (ÜSTÜN HAK SAHİBİ OLMA) İDDİASI (İcra ve İflas Kanunu 96-99) İçindekiler İlgili Mevzuat. Açıklama. Görevli Mahkeme. Yetkili Mahkeme. Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar. İstihkak İddiası Dilekçe Örneği. İlgili İçtihatlar. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları Yargıtay Özel Daire Kararları İSTİHKAK İDDİASI İlgili Mevzuat İCRA VE İFLAS YASASI İstihkak iddiasına itiraz: A - Borçlunun zilyetliği: 1 – Hazırlık safhası: Madde 96 – (Değişik: 18/2/1965-538/53 md.) Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehini olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir. İcra dairesi aynı zamanda istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek...

Detaylar

Tasarrufun İptali Davası

İcra ve İflas Kanunu'nun 277. ve devamı maddelerinde düzenlenen ve Tasarrufun iptali davası olarak adlandırılan davalarda icra takibi yoluyla borçludan alacağını tamamen veya kısmen tahsil edemeyen alacaklı (çoğu kez bir banka veya finans kurumu), borçlunun son 5 yıl içerisinde üçüncü kişilere devrettiği gayrimenkul veya menkul mallara ilişkin tasarrufların (satış veya bağışlama gibi) mal kaçırma amacıyla yapılmış olduğu ve iptal edilmesi gerektiği iddiasıyla, borçluya ve malı devralan üçüncü kişiye karşı birlikte açtığı bir dava türüdür. Tasarrufun iptali davası, borçlu tarafından alacaklısını zarara uğratmak kastıyla gerçekleştirilen tasarruftan zarar gören alacaklının, borçlunun mal varlığından çıkarmış olduğu, mal ve hakların veya bunların yerine geçen kıymetlerin, tekrar borçlunun mal varlığına geçmesini sağlamak ve bu yolla alacağını elde etmek amacıyla açtığı davadır. Dava dilekçesinde davacının alacak...

Detaylar

İştirak Nafakası Davası Nedir?

İştirak nafakası, boşanma durumunda velayeti alan ebeveyn için karşı taraftan talep edilen bir nafaka çeşididir. Bu nafaka tarafların talebi olmaksızın hakim tarafından verilen hükümler ile de ibraz edilmektedir. İştirak nafakası için ergin olmayan çocuklar göz önüne alınmakta ve eşlerin boşanma davası sürecindeki kusurları dikkate alınmamaktadır. Mahkeme tarafından başta tedbir nafakası olarak belirlenen ödeme daha sonrasında iştirak nafakasına çevrilmektedir. İştirak nafakasının isimlendirilmesi tarafların boşanma ya da ayrılık kararlarının kesin olarak ibraz edilmesinden sonra yapılmaktadır. Velayet sahibine nafaka bağlanması ile yetişkin olmayan çocuğun temel giderlerinin karşılanması amaçlanmaktadır. Temel giderler ise; sağlık, barınma, eğitim ve buna benzer harcamalar olarak sıralanmaktadır. Nafaka miktarı ise ödeyen ebeveynin mali gücü göz önüne alınarak belirlenmektedir. İştirak nafakaları Türk Medeni Kanunu kapsamında Aile Mahkemeleri’nin görev sınıfına dahil olmaktadır....

Detaylar

İptal Ve Tenkis Davaları – Miras Sözleşmesinden Doğan Davalar

22.11.2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Miras Hukuku” başlıklı Üçüncü Kitabının İkinci Bölümünde "Ölüme Bağlı Tasarruflar" başlığı altındaki Altıncı ve Yedinci Ayırımda İptal ve Tenkis Davaları ile Miras Sözleşmesinden Doğan Davalarla ilgili hükümler yer almaktadır: ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN İPTALİ VE TENKİSİ A. İptal davası I. Sebepleri Kanun, ölüme bağlı tasarruf olarak adlandırılan vasiyet ve miras sözleşmelerinin iptali için aşağıdaki dört sebebi saymıştır. Bu nedenlerden birine dayanarak iptal davası açılabilir: Tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada, örneğin akli melekelerin yerinde olmadığı, bunama, demans gibi doğru düşünme ve karar verme yeteneğini olumsuz etkileyen hastalıkların etkisi altında yapılmışsa, Yanılma, yanıltma, aldatma, korkutma veya zorlama gibi iradeyi etkileyen nedenlerle yapılmışsa, Vasiyetin veya miras sözleşmesinin içeriği, tabi olduğu koşullar veya taraflara yüklediği edimler hukuka...

Detaylar

Vasiyetname / Miras Sözleşmesi Çeşitleri ve Şekilleri – Ehliyet – Saklı Pay

22.11.2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Üçüncü Kitabı "Miras Hukuku" başlığını taşır. Mirasçılar başlıklı Birinci Kısımın İkinci Bölümünde Ölüme Bağlı Tasarruflarda (Vasiyetname - Miras Sözleşmesi) Tasarruf Ehliyeti, Tasarruf Özgürlüğü, Ölüme Bağlı Tasarrufların Çeşitleri ve Şekilleri, Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisi ile İptal ve Tenkis hükümleri açıklanmaktadır. TASARRUF EHLİYETİ A. Ehliyet I. Vasiyette Onbeş yaşını doldurmuş, aklı başında herkes vasiyette bulunabilir. II. Miras sözleşmesinde Miras sözleşmesi yapabilmek için ise 18 yaşını doldurmuş olmak ve hakkında kısıtlılık kararı (vesayet gibi) olmaması gerekir. B. İrade sakatlığı Miras bırakan kişinin yanılma (hata), aldatma (hile), korkutma (ikrah) veya zorlama (cebir-tehdit) etkisi altında yaptığı vasiyet veya miras sözleşmesi geçersizdir. Ancak, bu geçersizliğin öğrenildiği ya da korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulunduğu andan itibaren bir yıl içinde...

Detaylar

İş Verenin Ayrım Yasağı

Ayrım yasağı, Eşit Davranma Borcu, Ayrımcılık Tazminatı Ayrım Yasağı Nedir? Ayrım yasağı, kaynağını Anayasa’dan ve 4857 sayılı İş Kanunu’ndan alır. Öncelikle bu yazının temelini oluşturan iki maddeye yer verelim; Anayasa’nın 10. Maddesi: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 12/9/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.” İş Kanunu’nun 5. Maddesi:   Madde 5 – (Ek: 6/2/2014-6518/57 md.) “İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî...

Detaylar

Mirasçılık ve Miras Payları

22.11.2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Üçüncü Kitabı "Miras Hukuku" başlığını taşır. Mirasçılar başlıklı Birinci Kısımın Birinci Bölümünde Yasal Miras Hakkı sahipleri sayılarak kimlerin mirasçı olabileceği ve miras payları gösterilmiştir. Yasal Mirasçılar: İlk sıradaki yasal mirasçılar kan hısımları dediğimiz, çocuklar, anne - baba, büyük anne - büyük babadır. Diğer mirasçılar ise eğer varsa sağ kalan eş ve evlatlıktır.  Bunların hiçbiri yoksa tek mirasçı devlettir. A. Kan hısımları I. Altsoy Miras öncelikle aşağı doğru alt soy dediğimiz birinci derece mirasçılara, yani çocuklara geçer. Her çocuğun payı eşittir. Miras bırakan kişinin kendisinden önce vefat eden çocukları varsa onların payını, eğer varsa kendi çocukları alır. II. Ana ve baba Çocuğu olmayan miras bırakanın ana ve babası eşit olarak mirasçıdırlar. Anne veya...

Detaylar

Soybağının (Nesebin) Reddi – Babalık Davası

Soybağının veya nesebin reddi davası baba veya çocuk tarafından babalık karinesinin iptali için açılmaktadır. Bu davalar anne ve çocuk ya da anne ve babaya karşı açılabilmektedir. Davaya başvurulma sebebi ise nüfusta baba olarak kayıtlı kişinin çocuğun gerçek babası olmadığı iddiasıdır. Baba ve çocuk arasındaki yasal bağ soybağının reddi ya da babalık davası ile iptal edilebilmektedir. Soybağının Reddi Davasında Görevli Mahkemeler Soybağının (nesebin) reddi davasında yetkili kurum Aile Mahkemeleri’dir.  Burada tarafların herhangi birinin ikamet ettiği, yerleşim yeri mahkemesi soybağının reddine bakabilmektedir. Yine çocuğun doğum yerindeki ilgili makamlar da bu davanın kabulünü yapmaktadır. Soybağının Reddi Davasında Kabul Edilen İspat Vasıtaları  Soybağının reddi davasının seyri çocuğun evlilik içinde doğup doğmadığına bakılarak değişmektedir. Burada evliliğin 6. ayından sonra dünyaya gelen bebekler, evlilik içerisinde sayılmaktadır....

Detaylar