Ayıplı Mal Satışı – Tüketici Hakları

 

 

Tüketici Kimdir ?

Öncelikle tüketici kimdir sorusunun cevabını verelim. Çünkü bu yazımızın konusu, bir tarafın tacir, diğer tarafın ise tüketici olduğu ve uyuşmazlığın da Tüketici Mahkemesinde çözüme bağlandığı uyuşmazlıklardır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre “tüketici” ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder. “Tüketici işlemi” ise mal veya hizmet piyasalarında mesleki veya ticari amaçla hareket eden gerçek veya tüzel kişi ile tüketici arasında kurulan her türlü sözleşmeyi ifade eder.

Ayıplı Mal Nedir?

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da ayıp 8.maddede düzenlenmiştir. Buna göre; ayıplı mal,  malın tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış örnek veya modele uygun olmayan ya da objektif olarak sahip olması gereken özelliklere sahip olmadığı için sözleşmeye aykırı olan maldır. Ambalajında, etiketinde, tanıtma veya kullanma kılavuzunda, internet portalında veya reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya bir kaçını taşımayan, satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğine aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin maldan makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler de ayıp sayılır.

Ayıplı Mal Satın Alan Tüketicinin Seçimlik Hakları Nelerdir?

Satın aldığı malın ayıplı olduğunu öğrenen tüketicinin, doğrudan satıcıya yönelterek kullanabileceği bazı seçimlik hakları mevcuttur. Bunlar aşağıdaki gibidir. Seçimlik hakkın niteliği gereği bir kere kullanılmakla sona erer, artık başka bir seçim yapılamaz.

1 – Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirip SÖZLEŞMEDEN DÖNME

2 – Satılanı alıkoyup, AYIP ORANINDA BEDELDE İNDİRİM İSTEME

3 – Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ÜCRETSİZ ONARILMASINI İSTEME

4 – İmkan varsa satılanın AYIPSIZ BENZERİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİNİ İSTEME

0 Km Satın Aldığınız Otomobilin Ayıplı Çıkması

Garanti Belgesi Yönetmeliği’ne göre, otomobil garanti belgesi ile satılması zorunlu olan mallardandır. Yönetmeliğe göre azami 2 yıl garantilidir. Yönetmelik ayrıca otomobil, kamyonet, motosiklet gibi araçlar için belli bir kilometre garantisi öngörmüştür. Bunlardan hangisi önce dolarsa garanti süresi bitecektir. Otomotiv firmaları da bu zorunluluk gereği 3 yıl veya 100.000 km gibi garanti vermektedirler. Ayrıca bazı sorunlar bakımından ise 10 yıl gibi bir garanti süresi öngörmektedirler. (Örneğin 10 yıl içten dışa doğru paslanmaya karşı.)

Otomobildeki ayıplar neler olabilir diye sorulacak olursa, sıfır araçlarda tüketici mahkemelerine ve Yargıtay kararlarına yansıyan durumlar şunlardır;

  • Aracın şanzımanının arızalı olması,
  • Aracın boya kalınlığının fabrikasyon değerinin üzerinde çıkması,
  • Aracın herhangi bir yerinden normal olmayan sesler gelmesi
  • Aracın motorunun arızalı olması
  • Boya atma, dökülme sorunu
  • Aracın normalden fazla yağ eksiltmesi

Garanti süresi içerisinde ortaya çıkan bir ayıp söz konusu olduğu zaman, tüketici, yukarıda bahsettiğimiz 4 seçimlik haktan bir tanesini kullanmakta özgürdür. Uygulamada ise satıcılar genellikle böyle bir uygulamaları olmadığından bahisle tüketicinin örneğin sözleşmeden dönme, ayıpsız benzeri ile değişim veya ayıp oranında bedelde indirim haklarını kullandırtmamakta; yalnızca onarım yapmakta hatta bunu da kanunun düzenlediği şekilde ücretsiz onarım şeklinde değil, çeşitli parça bedellerini tüketicinin üzerinde bırakarak yapmaktadır. Burada önemle belirtmek gerekiyor ki satıcının bu tavrı hatalıdır. Kullanmak istediğiniz hakkı belirttiğiniz takdirde size bu hakkı kullandırtmak zorundadır. Kullandırtmaya yanaşmayan satıcıya karşı elinizdeki hukuki imkanları kullanmanızı tavsiye ederiz. Elbette ki bu hakkın kullanımı hakkaniyete uygun olmalıdır. Örneğin, ufacık bir arızadan dolayı arabanın ayıpsız benzeri ile değişimi yapılamayacağı gibi, onarımın çok masraflı olması durumunda da ayıp oranında bedelde indirim yapılamayacaktır.

Seçimlik haklarınızı kullandırtmayan satıcıya karşı sahip olduğunuz hukuki imkanlarınız talebinizin maddi büyüklüğüne göre, ilçe hakem heyeti, il hakem heyeti veya tüketici mahkemesine başvurudur. 2019 yılı için geçerli başvuru sınırları şu şekildedir;

-5.650,00- TL ve altındaki uyuşmazlıklar için ilçe tüketici hakem heyeti

-5.650,00 ile 8.480,00 -TL arasındaki uyuşmazlıklar için il tüketici hakem heyeti

-8.480,00- TL ve üzerindeki uyuşmazlıklar için ise doğrudan tüketici mahkemesi yetkilidir. Bulunduğunuz bölgede tüketici mahkemesi yok ise genel yetkili mahkeme olan asliye hukuk mahkemesine tüketici mahkemesi sıfatı ile başvuruda bulunabilirsiniz.

Hukuki yola başvurmanız durumunda, heyet veya mahkeme tarafından söz konusu ayıba yönelik bir bilirkişi incelemesi yaptırılır. Bilirkişinin de araçta ortaya çıkan arızanın üretimden kaynaklı olduğu kanaatine varması durumunda mahkeme, kullanmayı talep ettiğiniz seçimlik hakkın hakkaniyete uygunluğuna göre bir karar verecektir.

Ücretsiz Onarım Hakkının Kullanılması Araçtaki Değer Kaybının İstenmesine Engel Değildir!

Gözünüz gibi baktığınız, bütün bakımlarını yetkili servisinde yaptırdığınız aracınızın, bir gün araç daha 30.000 kilometrede iken şanzımanı arızalandı diyelim. Aracınızı yetkili servisine götürüp tamir ettirdiniz. Aynı marka orijinal yeni şanzıman ile değiştirildi diyelim. Elbette aracın ücretsiz onarımı çok güzel bir imkân. Ancak artık gözünüz gibi baktığınız kazası olmayan aracınızda yüklü miktar servis kaydı mevcut. Her ne kadar ayıplı mal değiştirilmiş ve sorun giderilmiş olsa da bu kayıt aracınızda ciddi miktarda değer kaybına sebep olacaktır. Ayıbın sorumlusu siz olmadığınıza göre, oluşan bu değer kaybından sizin sorumlu olmanız elbette ki beklenmiyor. Dolayısıyla yapacağınız başvuru ile, aracınızın ikinci el piyasasında yaşadığı değer kaybının da hesaplanarak karşı taraftan tazmin edilmesini talep edebilirsiniz.

Garanti Süresi İçerisinde Aracı Satın Alan 3. Kişi Garantiden Faydalanabilir Mi?

Garanti süresi içerisinde araç el değiştirmiş ise, aracın üretiminden kaynaklanan arızalar sebebiyle, yeni malik de garantiden faydalanabilir. Zira garanti kişiyi değil malı takip eder.

Garanti Süresi Bittikten Sonra Gizli Ayıp Ortaya Çıkması

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre, satıcının ayıptan sorumluluğu, malın tüketiciye tesliminden itibaren 2 yıl geçmekle sona erer. Ancak bu söz konusu düzenleme yalnızca açık ayıplar için söz konusudur. Araçlardaki ayıplar ise genellikle gizli ayıp şeklinde ortaya çıkmaktadır. Gizli ayıp söz konusu olduğu durumlarda bildirim, ayıbın ortaya çıkmasından sonra mümkün olan en kısa zamanda satıcıya yapılmalıdır. Kanunda “hemen” olarak ifade edilmiştir. O yüzden araçta bir arıza meydana gelmiş ise bu haliyle kullanmaya devam etmek yerine doğrudan yetkili servise götürmeli ve bildirimi yapmalısınız. Araçta ortaya çıkan bu arızanın kullanım hatasından mı yoksa üretimden mi kaynaklandığı ancak yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacaktır. Bu sebeple TKHK’da belirtildiği gibi, satıcının sorumluluğu malın tesliminden itibaren 2 yıl içinde bitmeyecektir. Gizli ayıp söz konusu olduğu durumlarda satıcı, ortaya çıkan ayıptan sorumlu olmaya devam edecektir. Bununla ilgili Hukuk Genel Kurulu’nun  2005/4-487 E.  ,  2005/553 K. Numaralı kararında “Dava konusu otomobilin 30.12.1997 de “0” km. olarak dava dışı üçüncü kişiye satılmış ve davacı bu aracı 11.9.1998 de satın almıştır. Aracın satın alma tarihinden itibaren değişik arızalar nedeniyle sık sık onarım gördüğü ve bu arızaların giderildiği anlaşılıyorsa da en son çıkan sorunlar nedeniyle 11.7.2001 tarihinde servisine götürüldüğünde kaporta aksamında yaygın şekilde paslanmanın da bulunduğu görülmüştür. Yapılan incelemeler sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda bu paslanmanın imalat hatasından kaynaklanan gizli ayıp niteliğinde olduğu bildirilmiştir. Böylece dava konusu araçta gizli ayıbın bulunduğu ve bunun ise 11.7.2001 tarihinde öğrenildiği görülmektedir. Bu durumda zamanaşımı süresi içinde imalat hatasına bağlı gizli ayıbın öğrenildiği tarih esas alınmalıdır. Bu tarih gözetildiğinde eldeki davanın açıldığı 5.10.2001 tarihinde iki yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. 0 halde mahkemece işin esası incelenerek varılacak uygun sonuca göre karar verilmelidir. Yerel mahkemece bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.” Denilmektedir.

Konu ile ilgili bahsedeceklerimiz kısaca bunlardan ibaret. Daha ayrıntılı bilgi ve hukuki yardım almak için iletişim bölümündeki numaraları kullanarak ofisimiz ile iletişime geçebilirsiniz.

                                                                                                                              Stj. Av. Şeyma Özkök Guvçi